CHP – Cumhuriyet polemiği… Konu: NATOCULUK

Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mehmet Ali güller, bugünkü köşesinde Politico’ya konuşan ve NATO’cu çizgiyi savunan CHP Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz’ü topa tuttu:

RUSYA’YA KARŞI NATO’CULUK SEÇİM KAZANDIRMAZ

Politico’ya konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz, iktidar olduklarında nasıl bir dış politika uygulayacaklarını anlatmış. AB’den İsveç-Finlandiya’nın NATO üyeliğine kadar bir dizi dış politika konusunda, özetle AKP iktidarından daha Batıcı bir çizgi izleyeceklerini ortaya koymuş.

Fakat tüm bu sözlerinin içinde asıl vahim olanı şu: “Rusya ile yaptığımız görüşmelerde kesinlikle eşitler arasında bir ilişki arayacağız, ancak Rusya’ya Türkiye’nin NATO üyesi olduğunu da hatırlatacağız.”

Rusya’ya karşı NATO’culuk yapmanın başından her türlü eşitler arası ilişki kurma olanaklarını yok edeceği gerçeği bir yana, bu söz hem Türkiye’nin hem de dünyanın gerçeklerinden kopukluğa işaret ediyor.

ÇOK KUTUPLU YENİ DÜNYADA ESKİ DÜNYACILIK YANLIŞI

“Rusya’ya karşı NATO üyesi olduğunu hatırlatmak”, pratikte Rusya’ya karşı NATO’ya, daha da somutlarsak ABD’ye dayanmak demektir.

Oysa Rusya’ya karşı NATO’culuk ve Amerikancılık, Türkiye’nin siyasal iklimiyle örtüşmez. CHP Genel Başkan Yardımcısı Çevizöz’e, halkın ABD’ye, Batı’ya, NATO’ya nasıl baktığını ortaya koyan kamuoyu araştırmalarını dikkatle incelemesini öneriyorum. Elbette Macaristan’da Orban’a karşı ittifak oluşturanların nasıl Batıcılık yaparak seçimi kaybettiğini incelemesinde de ek yarar var.

Diğer yandan bu sözler, iktidar adayı partinin dış politika sorumlusunun dünyanın gerçeklerini de iyi göremediğini ortaya koyuyor. Nedir o gerçekler? Çok kutupluluk, çok taraflılık, ekonominin ve onu izleyerek siyasetin ağırlık merkezinin Atlantik’ten Pasifik’e kayması, Atlantik yerine Asya-Pasifik yüzyılına giriliyor olması ve tüm bunlara paralel olarak yeni uluslararası ilişkiler düzeninin inşası…

Somutlarsak: Çin’in Suudi Arabistan ile İran’ı barıştırabildiği, Çin’in inisiyatifiyle Asya, Avrupa ve Afrika’nın Kuşak ve Yol ile bağlandığı, Çin ve Rusya’nın Asya’yı Şanghay İşbirliği Örgütü ile bir araya getirebildiği, BRICS ile küresel ekonominin lokomotifine geçilen yeni dünya…

Böyle bir dünyada Rusya’ya “NATO üyesi olmayı” anımsatmanın, bırakın Türkiye’ye avantaj doğurabileceğini sanmak, tersine ekonomiden siyasete onlarca zararı var.

ABD KONGRESİ’NİN GÖRDÜĞÜ GERÇEK

Aslında Ünal Çeviköz’ün sözlerinin, gerçeğe dönüşebilme olasılığı bakımından da geçerliliği yok. Çünkü yeni iktidar, istese de “Rusya’ya karşı NATO üyeliğini hatırlatma” ölçeğinde Batıcılık yapamaz, yapamayacak!

Şu iddiayla söylüyorum: BOP Eşbaşkanı Erdoğan’ı bile belli ölçülerde Asya’ya yönelten ekonomik ve siyasi gerçeklik, Kılıçdaroğlu’nu haydi haydi Asya’ya yöneltecektir. Kaldı ki Suriye başta pek çok konuda, Kılıçdaroğlu Erdoğan’dan daha bölgecidir.

Bu gerçeği ABD de görüyor. ABD Kongre Araştırma Servisi, güncellenmiş 15 Şubat 2023 tarihli “Türkiye: Arka Plan ve ABD İlişkileri” raporunda tam da bu soruyu inceliyor: “Türkiye’de farklı bir cumhurbaşkanı 2023 seçimlerini kazanıp iktidara gelirse, bazı politika değişiklikleri mümkün olabilir mi?”

Yanıtını da şöyle veriyor: “Türkiye’de halk ve siyasi kesimin çoğu arasında yaygın milliyetçi duygular nedeniyle, yeni bir cumhurbaşkanı ülkenin güvenliğiyle ilgili konularda Türk politikasını değiştirmekte zorlanabilir.”

Dolayısıyla, değiştiremeyeceğiniz politikalar için “değiştiririm” mesajı vererek kazanacağınız seçimi riske atmayın.

ÜNAL ÇEVİKÖZ NE DEDİ

Alman Politico dergisine konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz, şu ifadeleri kullandı: “Şu an Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler esasında asimetrik çünkü Türkiye büyük ölçüde Rusya’dan enerji ithalatına bağımlı. Biz basitçe, Türkiye’nin bir NATO üyesi olduğu gerçeğini vurgulayacağız ve Rusya ile görüşmelerimizde, kesinlikle eşitler arasında bir ilişki arayışında olacağız. Fakat Rusya’ya, Türkiye’nin bir NATO üyesi olduğunu da hatırlatacağız.”

Finlandiya ve İsveç’in tartışmalı NATO üyelik süreci hakkında ise Ünal Çeviköz şunları söyledi: “Erdoğan’ın yaptığının aksine İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılımını engellemeyeceğiz. İkili sorunlarınızı NATO gibi çok taraflı bir kuruma taşırsanız, o zaman bütün diğer NATO ülkeleri ile kendi ülkeniz arasında bir tür kutuplaşma yaratırsınız. İsveç ve Finlandiya’nın üyeliğinin, NATO gibi kolektif bir savunma örgütünün güvenliğini artıracağını ve güçlendireceğini düşünüyorum. Ayrıca Avrupa Birliği ile zıtlaşmayı da bırakacağız.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir